Lütfen bekleyin, yükleniyor..

 

Teknik Döküman

Alüminyumun Tarihi

Alüminyum insanlar tarafından keşfedilen ilk metallerden biridir. Alüminyum saf haliyle doğada bulunmaz, bu yüzden 19. yüzyıla kadar, yani kimyadaki gelişmeler ve elektriğin ortaya çıkışına kadar keşfedilememiştir. Alüminyum sadece bir buçuk asır içerisinde insan yaşamının neredeyse her alanında kullanılan bir malzemeye, değerli bir metale dönüştüğü olağanüstü ilginç bir yolculuk gerçekleşmiştir.

İnsanlık, bugün bildiğimiz metallerin üretilmesinden çok daha önce alüminyumla tanışmıştır. Bir Roman bilim adamı olan Yaşlı Pliny Doğa Tarihi adlı eserinde, Roma İmparatoru Tiberius’a gümüş gibi görünen ancak gümüş için fazla hafif olan, bilinmeyen bir metalden yapılmış bir bardak sunan bir 1. yüzyıl sanatkârının hikâyesinden bahsetmiştir.

Fransız bir kimyager ve teknoloji uzmanı olan Henri-Etienne Sainte-Claire Deville, bilim insanları tarafından keşfedilen kimyasal bir alüminyum üretim yöntemini endüstriyel uygulamaya aktarmıştır. Bu süreci geliştirmiş ve 1856’da Charles ve Alexandre Tissier’in Rouen’deki (Fransa) üretim tesisinde ortaklarıyla birlikte ilk endüstriyel alüminyumu üretmiştir.

200 ton

Sainte-Claire Deville tarafından geliştirilen kimyasal yöntem uygulanarak 36 yıl içerisinde (1855-1890) 200 ton metal (alüminyum) üretilmiştir.

Üretilen metal gümüşe benziyordu, hafif ve pahalıydı, bu nedenle alüminyum süs ve lüks eşyalarına yönelik elit bir malzeme olarak kabul edildi. Alüminyumdan üretilen İlk ürünler III.Napolyon döneminde madalya olarak yapılmıştır. Napolyon, alüminyum üretiminin gelişimini desteklemiştir ve Friedrich Woehler, veliaht prens Louis Napolyon için alüminyum ve altından yapılmış bir çıngırak tasarlamıştır.

Bununla birlikte, o zaman bile Sainte-Claire Deville, alüminyumun geleceğinin sadece mücevherlerle sınırlı olmayacağını anlamış ve şöyle demiştir:

“İnsanların yeni bir metali kullanmasını sağlamaktan daha zor bir şey yoktur. Bu metalin tek alanı uygulama alanı lüks eşyalar ve süs eşyaları olamaz. Umarım bir gün alüminyumun günlük ihtiyaçları karşılayarak hizmet edeceği bir zaman gelir.”

Sainte-Claire Deville

Fransız Kimyager

Alüminyum gelişiminin seyri daha uygun maliyetli bir yöntem olan elektrolitik üretimin 1886 yılında keşfi ile değişmiştir. Bu yöntem Fransız mühendis Paul Héroult ve Amerikalı bir öğrenci olan Charles Hall tarafından aynı zamanlarda ayrı ayrı geliştirilmiştir. Bu metot mükemmel sonuçlar ortaya koymuştur, ancak çok büyük miktarda elektrik enerjisine ihtiyaç duyuyordu.

Avusturyalı bir kimyager olan Karl Joseph Bayer, 1889’da St. Petersburg’da (Rusya) Tentelevsky üretim tesisinde çalışırken ucuz ve uygulanabilir bir alümina (alüminyum oksit) üretim yöntemi keşfetmiştir. İlerleyen yıllarda Alümina, alüminyum üretimi için kilit hammadde olmuştur.

Günümüzde kullanılan alüminyum üretim süreçleri Bayer ve Hall-Héroult yöntemlerine dayanmaktadır.

Yaygın Kullanım

Alüminyum, 19. ve 20. yüzyılın başlarında endüstri dalında yeni bir gelişmeyi destekleyen birçok alanda kullanılmaya başlanmıştır.

Alfred Nobel, 1891’de İsviçre’de alüminyum gövde kullanan ilk yolcu gemisi olan Le Migron’un siparişini vermiştir. Üç yıl sonra İskoç gemi şirketi Yarrow & Co, 58 metrelik Sokol adında alüminyumdan yapılmış bir torpido botu üretmiştir. Bu bot, Rus İmparatorluk Donanması için yapılmış ve o zamanın hız rekoru olan 32 knot hıza çıkmıştır.

1894 yılında New Haven, New York’ta, sonrasında bankacı John Pierpont Morgan’a (J.P. Morgan) tarafından satın alınan Amerikan demiryolu şirketi Hartford Railroad, alüminyum koltuklara sahip özel hafif yolcu vagonları üretmeye başlamıştır. Sadece 5 yıl sonra Karl Benz, Berlin’deki bir sergide alüminyum gövdeli ilk spor otomobili sunmuştur.

Yine de, alüminyumun hava sanayinde kullanılması, ‘kanatlı metal’ adının ortaya çıktığı gerçek bir devrimdir. Dünyanın dört bir yanındaki mucitler ve havacılar bu dönemde kontrol edilebilen hava taşıtlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütmekteydi.

17 Aralık 1903’te Amerikan uçak tasarımcıları olan Wilbur ve Orville Wright kardeşler insanlık tarihinde ilk defa kontrollü bir hava aracını, Flyer-1’i uçurmayı başarmıştır. İlk başta, uçağı harekete geçirecek motor olarak bir araba motorunu kullanmaya çalışmışlardır ancak bu motor gereğinden fazla ağır olmuştur. Bu nedenle Flyer-1′ için tamamen alüminyum parçalar kullanarak yeni bir motor inşa ettiler. Bu hafif ve 13 beygirlik motor, ilk uçağın Orville Wright’i taşıyarak 12 saniye boyunca havada uçmasını ve 36,5 metre ilerlemesini sağlamıştır.

Önemli bir alüminyum alaşımı olan Düralümin, 1909’da keşfedilmiştir. Bu keşfin ortaya çıkması Alman bilim insanı olan Alfred Wilm’in 7 yılına mal olmuş ancak harcanan zamana değmiştir. Bakır, magnezyum ve manganez ilavesiyle meydana gelen Düralümin alüminyum kadar hafiftir, ancak dayanıklılığı, sertliği ve esnekliği dikkate değer biçimde daha iyidir, dolayısıyla havacılıkta kullanılan ana malzeme haline gelmiştir. İlk metal uçak gövdesi, 1915 yılında dünya uçak endüstrisinin öncüsü, ünlü Alman uçak tasarımcısı Hugo Junkers tarafından geliştirilen Junkers J1, Düralümin kullanılarak yapılmıştır.

Dünya savaş dönemine girildiğinde, havacılık çok önemli ve bazen de belirleyici bir rol oynamıştır. Düralüminin askeri teknolojide ilk kullanıldığında, üretim metodu gizliydi.

Bu dönemde, alüminyum başka yerlerde de kullanılmaya başlanmıştır. Alüminyum ev eşyalarının seri üretiminde kullanılmaya başlanmış ve hızlı bir şekilde neredeyse tüm bakır ve demir döküm mutfak eşyalarının yerini almıştır. Alüminyum kızartma kapları ve tencereleri hafif, hızlı bir şekilde ısınır ve soğur ve paslanmaz.

Robert Victor Neher, İsviçre’de 1907 yılında aralıksız alüminyum folyo üretimi için kullanılan bir yöntem icat etmiştir. 1910 yılında dünyanın ilk alüminyum folyo tesisini açmıştır. Bir yıl sonra Tobler, folyoları çikolata paketlemek için kullanmaya başlamıştır ve hala günümüzde kullanmaktadır. Meşhur Toblerone çikolataları da bu folyo ile paketlenmektedir!

Alüminyum sanayisinde bir diğer dönüm noktası 1920 yılında Norveçli Soderberg liderliğindeki bir grup bilim insanının Hall- Héroult metodundan çok daha ekonomik olan yeni bir alüminyum üretme yöntemini keşfetmesidir.

Soderberg yöntemi, dünya genelindeki alüminyum üretimine hızlı bir şekilde uygulanmış ve üretim artışına yol açmıştır. O zamanlar SSCB’de bir alüminyum endüstrisi yoktu ve bu yöntemi cephaneliklerine eklediler.

1914 gibi çok önce bir tarihte, bir Rus kimyager olan Nikolai Pushin şu kelimeleri söylemiştir: ‘Rusya yılda 80.000 ton alüminyum tüketiyor, ancak bu metalin bir gramını üretmiyor ve yurtdışındaki tüm alüminyumları satın alıyor’.

Alüminyum, o dönemde havacılık, gemi sanayii ve otomotiv endüstrilerinde yaygın olarak kullanılmış ve inşaat mühendisliğine de alüminyum süreci başlamıştır. 1970 yılına kadar dünyanın en yüksek binası olarak kalacak olan Empire State Binası 1931 yılında inşa edilmişti. Bu bina inşaatında büyük ölçüde Alüminyumun kullanıldığı -hem iç mekanda hem de temel yapısında- ilk binaydı.

  1. Dünya Savaşı, havacılık ve tank ve otomotiv motorlarının üretimini ön plana çıkararak temel alüminyum pazarının gidişatın değiştirmiştir. Savaş, Almanya ile savaşan ülkeleri alüminyum üretim kapasiteleri artırmaya zorlamıştır. Uçak tasarımları geliştirilmiş ve yeni alüminyum alaşımları kullanılmaya başlanmıştır. O dönemde SSCB’nin lideri olan Joseph Stalin, 1941’de ABD Başkanı Franklin Roosevelt’e şöyle demiştir: “Bana 30 bin ton alüminyum ver ve savaşı kazanayım”. Savaş bittikten sonra alüminyum dökümcüleri sivil ürünlere yönelmiştir.

İnsanlık 20. Yüzyılın ortalarında uzaya adım attı. Alüminyum kullanımı temel öneme sahipti ve bu nedenle havacılık endüstrisini en önemli alanlardan biri haline getirdi. 1957’de SSCB ilk insan yapımı uyduyu yörüngeye yerleştirdi. Uydunun gövdesi birleştirilmiş iki ayrı alüminyum yarı küreden oluşuyordu. Sonrasında geliştirilen tüm uzay araçları alüminyum kullanılarak üretildi.

En yaygın alüminyum ürünlerden biri, ikonik bir ürün, çevre dostluğunun sembolü ve sanat ve tasarımın odak noktası olan alüminyum kutu, 1958’de ABD’de ortaya çıkmıştır. Coca-Cola ve Pepsi, 1967’de içeceklerini alüminyum kutularda satmaya başlamıştır.

Alüminyum, yüksek hızlı tren ve bu tip tüm modern trenlerin prototipi olan Shinkansen’de kullanılan temel malzemedir. İki yıl sonra Japonya’da modern yüksek hızlı trenler üretilmiştir. Tren Tokyo ile Osaka arasında gidiyordu ve maksimum 210 km/saat hız ile 3 saat 10 dakika içinde 515 km yol kat ediyordu.

Küresel olarak artan alüminyum üretimi ve metale olan talebinin artması ile birlikte, 1970’lerde alüminyumun ticari bir meta haline gelmesine neden olmuştur. 1877’de kurulan, dünyanın en eski borsası olan Londra metal borsası’nda (“LME”) 1978 yılında alüminyum borsası kurulmuştur.

Alüminyum üretimi dünya genelinde istikrarlı bir şekilde büyüyerek 1990’ların başında 19 milyon tona ulaşmıştır. Çin’de yerel alüminyum üretimi o dönemde 900 bin tonu geçmiyordu. Rusya’daki alüminyum üretim tesisleri yıllık 3,5 milyon tona ulaşmaktaydı, ancak Sovyetler Birliği’nin dağılması ve ardından gelen ekonomik çöküşle ülkedeki alüminyum üretimi yavaşlamıştır.

Çin’in üretimi 2002’de 4,3 milyon tonu aşarak Rusya’yı geçmiştir. Bu tarihte dünyada 26 milyon ton alüminyum üretilmiştir. Bundan sonra, Çin’in alüminyum üretimi sürekli artmıştır. 2006 yılına ise küresel üretim hacmi toplamının üçte biri kadar olan 10 milyon tona ulaşmıştır.

Çin üretilen tüm alüminyumları iç piyasasında kullanmıştır. Metal ve diğer malzemelerin geri dönüşü o kadar büyüktü ki, 1999’da Şangay Vadeli İşlem Borsası (“SHFE”) ile birleştirilmiş kendi emtia borsaları vardı.

Aynı zamanda Çin’in üretiminin yüksek bir çevresel maliyeti vardı. Alüminyum üretiminde kullanılan enerjinin %90’ından fazlası kömür santrallerinden üretilmekteydi. Karşılaştırma yapmak açısından, durum Rusya’da tam tersiydi ve alüminyum üretiminin yaklaşık %90’ı hidrolik enerji ile karşılanıyordu.

Orta Doğu’daki ülkeler de alüminyum endüstrisinde de önemli bir rol oynamaya başladı. Ucuz petrole ve doğal gaza erişimi olan alüminyum üreticileri, ucuz fakat çevreye zararlı bir enerji kaynağı kullandılar. Üretimlerini ciddi bir şekilde artırdılar ve bugün bu ülkeler metal üretiminde dünya liderleri arasında yer alıyorlar.

2013 yılında, küresel alüminyum endüstrisi, 50 milyon tonun üzerindeki bir üretim rakamı ile yeni rekorlar kırmıştır. Endüstrideki gelişmeler, küresel boyutta daha fazla şehirleşme ve sanayileşmenin bir sonucu olarak tüketimin büyümesiyle yakından bağlantılıdır. Alüminyum, otomotiv endüstrisindeki daha ağır olan çeliğin ve elektrik mühendisliğinde daha pahalı olan bakırın yerini alacaktır. Tahminlere göre, 2023 yılına kadar alüminyum talebi 80 milyon tonu aşacaktır.

Sektördeki teknik ilerlemeler devam edecek ve basit işlemlerle yeni alaşımlar üretilecektir. Tüm bu gelişmeler çevresel ve ekonomik verimliliği arttırmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda, yeni alaşımlar geliştirilmekte ve böylece alüminyum kendine yeni uygulama alanları bulabilmektedir.

Gördüğünüz gibi alüminyumun gelişim tarihi ve endüstrisi oldukça benzersizdir. Bu metal bin yıl boyunca gizli kalmış ve sadece bir asırda en popüler yapısal malzeme haline gelmiştir.

İnsan Vücudundaki Alüminyum

Yetişkin bir insan vücudunda 50 ila 140 mg arasında değişen miktarda, özellikle kimyasal bileşik formunda, alüminyum bulunmaktadır. Bir litre kanda 0,39 mg ve kalp içerisinde 0,21 mg/g’ye kadar alüminyum bulunur. En fazla alüminyum ise saçta bulunur: bir gram saç ortalama olarak 29,3 mg alüminyum içerir ve bu rakam alüminyum döküm fabrikalarında bulunanların saçlarına 158,5 mg’ye kadar çıkabilir! Alüminyum, vücudun küçük dozlarda ihtiyaç duyduğu bir mikro element olarak sınıflandırılır. Alüminyum iyonları bazı sindirim asitlerini aktive eder ve insanın üreme yeteneğini arttırır. Alüminyumun geniş çaptaki endüstriyel kullanımı, insan vücudunun ömrü boyunca alüminyum emmesine neden olur. Yaşlı insanların ciğerleri, bebeklerinkine kıyasla 10 kat daha fazla (kütle farkı dikkate alınmış olarak) alüminyum içerir. Yetişkin bireylerin günlük alüminyum gereksiniminin 2,45 mg olduğu tahmin edilmektedir. Vücudun ana alüminyum kaynakları yiyecek, su, hava ve alüminyum çanak çömlek ve deodorant kullanımıdır. Araştırmalar, yeni bir alüminyum kap kullanılarak hazırlanan çorba içerisindeki alüminyum miktarının neredeyse üçte kat arttığını göstermiştir! Alüminyum bir tencere sık kullanıldıkça matlaşır (oksit bir tabaka ile kaplanır) ve alüminyumun gıda tarafından emilimi azalır. Alüminyum bileşikleri asitli mide suları tarafından parçalanır. Zayıf bir alkali ortama sahip bağırsak içerisinde ise alüminyum iyonları fosfat şeklinde depolanır, bu yüzden aşırı alüminyum tüketimi vücutta fosfor eksikliğine neden olabilir. Alüminyum iyonları kemiğin esas elementi olan kalsiyum metabolizmasını da etkiler. Alüminyum içeren alunit (şap) tozu diş minesine zarar verebilir. Toprağın ve suyun aşırı alüminyum tuzları içerdiği yerlerde, kabukların kırılganlığının artmasından dolayı kuşlar yumurta bırakamazlar. Bununla birlikte, az miktardaki bir alüminyumun insan sağlığı üzerinde olumlu bir etkisi olabilir, mineral ve vitamin besin takviyelerinde alüminyum tuzları da bulunur. Vücuttaki alüminyum birikiminin Alzheimer hastalığına, yani bir tür bunaklığa yol açıp açmadığına dair geçmişte büyük bir tartışma yaşanmıştır. 1965 yılında, Alzheimer hastalığına uzun süre alüminyum alaşımlı kap kacak kullanan insanların yakalandığı fikri ortaya atılmıştır. ABD’de hastalığın daha sık görülme nedenini bu görüş açıklayabilir, çünkü bu ülkede alüminyum sofra takımı en yaygın kullanılan sofra takımıdır. Fareler üzerinde yapılan deneyler, alüminyum tuzlarının etkisiyle farelerin sinir hücrelerinde meydana gelen değişikliklerin, insan hastalarda gözlenen değişikliklerden farklı olduğunu göstermiştir. Klinik çalışmalar sonucunda, Alzheimer hastasının vücudunda alüminyum artışı meydana geldiği ancak bunun hastalığın bir sebebi değil, bir sonucu olduğu ortaya çıkmıştır. Bu metalin insan vücuduna girmesinin tek yolunun alüminyum kap kacak kullanımı olmadığı unutulmamalıdır. Örneğin, Rusya’da yaygın olarak tüketilen ürünler olan elma ve çayda çok fazla alüminyum vardır.

Jeli yüksek bir yüzey alanına sahip olduğundan alüminyum hidroksit içme suyundaki yabancı maddeleri temizlemek için kullanılır, bu jel kolloid parçacıkların etrafını kolayca sarar ve sıvıdan uzaklaştırır. Bu kimyasal aynı zamanda tıpta da kullanılır. Asit hazımsızlığı ve mide ve kalın bağırsak mukozası hasarından şikayetçi olan hastalara Algeldrat ilacı (alüminyum hidroksit tozu) önerilir. Doktorlar, bu maddeleri “antasitler” olarak adlandırırlar ve bunlardan en etkili olanı 1960’larda geliştirilen Almagel’dir. Bu ilacın her 5 ml süspansiyonu 4,75 ml alüminyum hidroksit jeli ve 0,1 g magnezyum hidroksit içerir. Almagel, içerdiği tatlandırıcı sorbitol maddesinden (glikozdan elde edilen ve diyabet hastaları tarafından şeker yerine kullanılan renksiz kristalimsi tatlı bir madde) dolayı tadı tatlı olan, safra salgısını artıran beyaz bir şuruptur. Algeldrat tozunun aksine, jeli midenin mukoza tabakasını kaplar ve bu yüzden daha uzun süreli bir etkiye sahiptir. İyi bilinen ilaç olan Maaloks içeriğinde alüminyum hidroksit jeli, magnezyum hidroksit ve tatlandırıcı olarak sorbitol vardır. Her 100 ml Maaloks süspansiyonu, 3,49 g alüminyum hidroksit ve 3,9 g magnezyum hidroksit içerir. Yeni bir antasit ilaç olan Magaldrat, Maaloks’a benzer bir etkiye sahiptir. İlacın adı İngilizce magnezyum hidroksit ve alüminyum hidroksit sözcüklerinden türetilmiştir. Alüminyum hidroksit birçok antasit ilaçta bulunur. Örneğin, Gastal tabletlerinde magnezyum oksit ve hidroksit ile karıştırılmış 0,45 g alüminyum hidroksit vardır. İshal, toksikoz ve bağırsak iltihabıyla mücadeleye yardımcı olan attapulgit ilacının (neointestopan) aktif maddesi amorf alüminyum-magnezyum silikatdır.

Eklemeli Üretim

Alüminyum 3D baskı teknolojisinde son gelişmeler

Metal kesme için makine aksamı üreten bazı şirketler alüminyum ve alüminyum alaşımlarının endüstriyel 3D baskı teknolojilerini geliştirmek için bir mutabakat anlaşması imzaladılar.
Bu anlaşmaya göre şirketler alüminyum ve alüminyum alaşımları için 3D baskı teknolojisi üretecekler. Bu teknoloji ile müşterilerin makine imalatı, havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan alüminyum parçaları baskı yaparak üretmesi sağlanacak. Anlaşmanın bir parçası olarak üretilen alüminyum alaşımların aynı zamanda performans testleri gerçekleştirilecek. Bunlara ek olarak, 3D baskı için üretilen aluminyum, aluminyum alaşımları ve tozların kalitesini değerlendirmek için ortak çalışmalar gerçekleştirilecek. Bu umut vadeden yeni nesil ürünler ve üretim yöntemleri için gerekli ekipman sağlanacak ve bunların geniş çaplı tanıtımı gerçekleştirilecek.
Sektörün önde gelen şirketlerinden biri olan RUSAL’ın yeni projeler direktörü Alexey Amautov, “3D baskı teknolojisinin en önemli avantajı, geleneksel yöntemlerle üretilemeyen herhangi bir şekil ve karmaşıklıkta endüstriyel parçalar üretebilmesidir” diyor. “Bu yeni teknoloji sayesinde çok kısa bir süre içerisinde benzersiz prototipler üretmek mümkün. Ayrıca bu yeni teknoloji atıksız bir üretim gerçekleştiriyor.” Bunlara ek olarak, alaşım, metal, 3D makine gibi farklı sektördeki önde gelen oyuncuların güçlerini 3D alüminyum baskı ve bu teknolojinin hammaddesi olan alüminyum metal tozu üretiminde birleştirmesi, çok kısa bir vadede bu sektörde çok önemli gelişmelerin olacağına işaret ediyor.

Alüminyum toz üretiminde dünyadaki en büyük beş şirket

Alüminyum tozu saf erimiş alüminyum metalden elde edilen granül bir tozdur. Alüminyum macunu, alüminyum tozu ile veya bilyalı yaş öğütme işlemi ile öğütülmüş pul tozudan üretilir. Alüminyum pullar ise bilyalı kuru öğütme işlemi ile alüminyum tozundan üretilir. Tozun mikroskop altındaki görüntüsü düzensiz biçimdedir.

Alüminyum tozu, macunu ve pulu yaygın olarak sanayide, otomotiv, kimya, inşaat, patlayıcı, savunma sanayi, havacılık ve diğer sektörlerde kullanılmaktadır. Fotovoltaik ve elektronik uygulamalar (güneş panelleri) alüminyum macununun yaygın olarak kullanıldığı alanlardır.

Technavio tarafından hazırlanan bir rapora göre, küresel alüminyum toz, macun ve pul sektörü 2016-2020 yıllarında %4,87 oranında bir büyüme kaydedecektir. Burada alüminyum toz, macun ve pul sektörünün dünyada önde gelen beş şirketi tanıtılmıştır. Doğal olarak, piyasa koşulları dinamik ve değişime açık olduğu için bu ilk beş listesi de değişime açıktır.

Alcoa

Alcoa, boksit, alümina ve alüminyum ürünleri üretiminde dünya lideridir. Ayıca bu şirket dünyanın en büyük beşinci alüminyum üreticisidir.

Alcoa, atomizasyon tekniği ile 50 ayrı kategoride alüminyum tozu üretmektedir. Şirketin, Rockdale ve Pocos de Caldas şehirlerinde sıkı kalite kontrol denetimlerinin uygulandığı toz üretim tesisleri bulunmaktadır ve her iki tesisteki kalite sistemlerinin de ISO 9002 standartlarına uygun olduğu onaylanmıştır.

Alcoa kısa bir süre önce, uzay teknolojilerine yönelik 3D baskı için geliştirilmiş tozların üretimini artırmak amacıyla Alcoa Teknoloji Merkezi’nde 3D baskı metal tozu üretim tesisini faaliyete sokmuştur.

AMG Alpoco UK

AMG Alpoco UK, hava ve asal gaz atomizasyonu yoluyla elde edilmiş alüminyum tozu, santrifüjlenmiş/ayrılmış alüminyum iğnesi ve granülü ve alüminyum alaşımlı toz üreticisidir. Bu şirket, alüminyum, çelik, süper-alaşım, sert kaplama, kaynaklama ve cam endüstrileri için özel ürünler üreten AMG Superalloys UK’nin bir yan kuruluşudur.

AMG Alpoco UK tarafından üretilen alüminyum tozları pigment, boya, kimya, özel alaşımlar, toz metalürjisi, lehim/kaynak, aluminotermik reaksiyon ve tahrik sanayiinde kullanılır.

ECKA Granules

Almanya merkezli bir şirket olan ECKA Granules, atomize alüminyum ve alüminyum alaşımlı tozların üretiminde lider bir firmadır. Alaşımlı tozlar deneme ve üretim ölçekli gaz ve hava atomizörlerinde üretilir. Şirketin gelişmiş bir atomizasyon teknolojisi ve toz üretim kapasitesi vardır. Müşterinin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla güvenlik standartları garantili ve yüksek teknolojili toz üretimi ile sunar.

Şirket, ECKA Granules’ün dünyanın en büyük alüminyum tozu üreticisi olduğunu iddia etmektedir. Şirketin Avustralya, Avusturya, Bahreyn, Almanya, Slovenya ve ABD’de tesisleri vardır.

MEPCO

Metal Powder Company Limited (MEPCO), demir içermeyen metal tozu ve macunu üretiminde önde gelen şirketlerden biridir. Şirketin Hindistan’da ISO 9001 sertifikalı dört üretim tesisi vardır.

MEPCO’nun yıllık bazda birleşik üretim kapasitesi 50.000 tondan fazladır ve 40’dan fazla ülkeye ürünlerinin ihracatını yapmaktadır. MPMP, MSP, NALCO ve ALCO şirketleri MEPCO’nun iştirakleridir.

Alüminyum toz, macun ve pul sektöründe faaliyet gösteren MEPCO’nun ürün yelpazesinde, alüminyum, bizmut, kalsiyum, silisid, kobalt, bakır, gümüş, kalay, tungsten, çinko, altın, bronz, magnezyum, fosfor ve silikon gibi ürünler vardır.

Rusal

Küresel bir alüminyum üreticisi olan Rusal, Rusya’nın en büyük alüminyum tozu üreticisidir. Ürettiği ham maddeler demir ve demir dışı endüstrilerde, savunma sanayinde, güneş enerjisi endüstrisinde, elektrik endüstrisinde, uzay endüstrisinde, kimya endüstrisinde ve inşaat endüstrisinde kullanılmaktadır.

Rusal ve Runaya Metsource şirketleri arasında bu yılın nisan ayında, Hindistan’da yüksek teknoloji ürünü alüminyum macun ve tozu üretmek üzere eşit şartlarda ortak girişim anlaşması imzalanmıştır.

Rusal’ın Shelekhov Toz Metalürjisi tesisi kalın ve ince alüminyum tozu ve alüminyum macunu üretmektedir. Şirketin alüminyum tozu üretimi konusunda 40 yıldan fazla bir sürelik tecrübesi vardır. Şirketin kalın ve ince alüminyum toz ve macun üretim kapasitesi yıllık 19.000 tondur.

Alüminyum toz, macun ve pul alanında faaliyet gösteren diğer öne çıkan diğer firmalar olarak Toyal, Ampal, Bahrain Atomizer, ECKART, Silberline ve Valimet sayılabilir.

Technavio analisti Ajay Adikhari alüminyum tozu ile ilgili şu dikkat çekici bilgileri vermiştir, “Önemli bölgesel farklılıklar, farklı bölgelerdeki alüminyum toz, macun ve pul sektöründeki farklı büyüme ve gelişme oranlarına dayanıyor. Asya-Pasifik ülkeleri %5’in üzerinde bir yıllık bileşik büyüme oranı ile dünyadaki en hızlı ve en büyük pazardır. Müşteri tabanının büyük bir kısmı ve pazarın temel satıcılarının çoğu bu ülkelerdedir. Asya-Pasifik ülkelerinin aksine Avrupa ve Kuzey Amerika gibi diğer bölgeler ılımlı bir müşteri tabanına sahiptir.”

Alüminyum TozTürkiye Ofisi
Altıyol Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sokak 36 K:3/D:4
Kadıköy/İSTANBUL
Alüminyum TozBize Ulaşın
http://www.aluminyumtoz.com/wp-content/uploads/2019/04/img-footer-map.png
İletişimSosyal Linkler
Güncel haber ve bilgilendirmeler için sosyal medyadan bizi takip edebilirsiniz.
Alüminyum TozTürkiye Ofisi
Altıyol Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sokak 36 K:3/D:4
Kadıköy/İSTANBUL
Alüminyum TozBize Ulaşın
http://www.aluminyumtoz.com/wp-content/uploads/2019/04/img-footer-map.png
İletişimSosyal Linkler
Güncel haber ve bilgilendirmeler için sosyal medyadan bizi takip edebilirsiniz.